• Bir araştırmacıya göre, Irak'ta Şii militanlar tarafından ele geçirilen pek çok Filistinli, zalim işkencelerden geçirildikten sonra terörizme bulaştığını "itiraf etmeye" zorlandı. 2003'ten bu yana Filistinliler'in sayısı 25,000'den 6,000'e düştü.

  • İnsan hakları örgütleri, medya ve Filistin Yönetimi'nin, Arap ülkelerinde Filistinliler'e yönelik kötü muameleye karşı tam bir duyarsızlık sergilemesi ise bu durumun en enteresan yanı. Uluslararası basın, Arap dünyasındaki Filistinliler'i umursamıyor, çünkü orada İsrail'in suçlanabileceği bir haber yok.

  • Görünen o ki, BM ve diğer uluslararası kuruluşlar Arap dünyasında Filistinliler'e uygulanan etnik temizliği hiç duymamış. Bu kuruluşlar da İsrail takıntılı ve Arap rejimleri yönetiminde Filistinliler'in çektiği sıkıntıları duymazdan gelmeyi tercih ediyor.

  • Filistin Yönetimi liderleri, İsrail'e Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde "savaş suçları" davası açmak istediklerini söylüyor. Ancak Irak, Suriye, Lübnan gibi arap ülkelerinde Filistinliler'e yapılan etnik temizlik ve işkenceler sözkonusu olunca, başını başka yöne çevirmeyi seçiyor.

  • Bir Arap'ın başka bir Arap'ı öldürmesi ya da işkenceden geçirmesi, Batı'daki büyük bir gazete için yayınlamaya değer bir malzeme değil. Ancak bir Filistinli, İsrail makamları ya da Yahudi yerleşimcilerle ilgili şikayet edecek olsa, pek çok Batılı gazeteci bu "büyük gelişmeyi" duyurmak için koşturuyor.

  • Arap ülkeleri, Filistinliler'i hakir görmekle kalmıyor, Filistinliler'in sadece İsrail'in problemi olmasını istiyor. 1948'den bu yana Arap hükümetleri Filistinliler'in kendi ülkelerine kalıcı olarak yerleşmesine ve eşit vatandaş olmasına izin vermeyi reddediyor. Şimdi bu Arap ülkeleri aynı zamanda Filistinliler'i öldürüp işkenceden geçiriyor ve etnik temizliğe tabi tutuyor, dünya liderleri de kafalarını kuma gömüp İsrail'i suçlamaya devam ediyor.

Arap ülkelerinin pek çoğunun uzun zamandır Filistinliler'e kötü muamele ettiği ve temel hak ve özgürlüklerden mahrum edildikleri Apartheid benzeri ayrımcı yasa ve uygulamalara maruz bıraktıkları bir sır değil.

Irak, Lübnan, Ürdün, Mısır ve Suriye gibi ülkelerde Filistinliler ikinci, üçüncü sınıf muamelesi görüyor ve bu yüzden de ABD, Kanada, Australya ve diğer Avrupa ülkelerinde daha iyi bir hayat arayışına zorlanıyor. Bunun sonucu olarak da pek çok Filistinli bugün, geldikleri ülkelerde veya diğer Arap ülkelerinde hoş karşılanmadığını hissediyor.

Arap ülkelerindeki Filistinliler'in durumu, Irak'ın Kuveyt'i Ağustos 1990'da işgaliyle kötüleşmeye başladı. Filistinliler, Saddam Hüseyin'in Kuveyt'i işgalini ilk "kutlayanlardandı." Kuveyt, Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) her yıl onmilyonlarca dolar yardım yapan bir ülkeydi. Ancak Irak'ın işgalinden sonra ortaya çıkan anarşi ve kanunsuz ortamda pek çok kişi Kuveyt'ten kaçtı.

Takip eden yıl, ABD öncülüğündeki koalisyon Kuveyt'i özgürlüğüne kavuşturduktan sonra, 200,000 kadar Filistinli, Saddam Hüseyin'in işgaline destek vermelerine karşılık olarak, petrol zengini emirlikten sınır dışı edildi. Ayrıca 150,000 Filistinli, ABD öncülüğündeki koalisyon savaşı başlamadan önce RKuveyt'i terketmişti. Yeni bir müdahalenin gelebileceğinden şüpheleniyor ve Kuveyt özgürleştirildikten sonra onları neyin beklediğini kestiremiyorlardı.

Pek çok Filistinli Kuveyt'i gönüllü olarak terketti ya da sınır dışı edildi ve Ürdün'e yerleşti.

Irak'taki Filistinliler de şimdi ağır bir bedel ödüyor. 2003'ten bu yana, Filistinliler'in sayısı 25,000'den 6,000'e düştü. Filistinli aktivistler, Iraklılar'ın ülkedeki Filistin nüfusuna karşı bir etnik temizlik kampanyası açtığını söylüyor.

Aktivistlere göre Saddam Hüseyin rejiminin çökmesinden bu yana Irak'taki Şii militanlar sistematik olarak son on yıldır Filistinliler'e saldırıyor ya da gözünü korkutuyor. Bu da pek çoğunun ülkeden kaçmasına yol açıyor.

Şiiler, ülkelerinde, özellikle de başkent Bağdat'ta Iraklı olmayan Sünniler'in varlığına karşı çıktıklarını söylüyor.

Buna ek olarak, Saddam Hüseyin'e karşı olan Irak'taki pek çok Sünni'nin de aynı zamanda, Saddam Hüseyin'e destek verdikleri için Filistinliler'e karşı savaş açtığını söylüyorlar.

Irak'taki Filistinliler Birliği'nin başı Thamer Meshainesh'ın, birkaç gün önce, Filistinliler'in "görülmemiş ihlaller" ve "artan saldırılarla" yüz yüze kaldığını söylediği duyuruldu. Meshainesh, Irak'taki Filistinliler'in pek çok farklı militan grup tarafından ülkeden atılmalarına yönelik sistematik politikaların hedefi olduğu uyarısında bulundu.

Irak'taki Filistinliler'in üzücü durumunu yıllardır takip eden Filistinli bir araştırmacı olan Abu al-Walid, Irak'taki 25,000 Filistinli'den 19,000'inin zaten ülkeden kaçtığına işaret ediyor. Walid, Filistinliler'in, terörizme karıştıkları iddiasıyla günlük olarak hedef alındığını da söylüyor.

Araştırmacıya göre Irak'taki Şii militanlar tarafından ele geçirilen pek çok Filistinli zalimce işkenceden geçiriliyor ve terörizme bulaştıklarını "itiraf etmeye" zorlanıyor.

Meshainesh ve Abu al-Walid, Filistin Yönetimi'ni Irak'taki Filistinliler'e yardım etmekte başarısız olmakla suçluyor. Bu konuda Filistin Yönetimi'nin tek çabasının "boş sözlerle" sınırlı olduğuna işaret ediyorlar.

Irak'taki Filistinliler, ülkenin iç işlerine karışmanın bedelini ödüyor. Bu, Suriye, Lübnan ve Libya'daki Filistinliler'e de olan birşey. Filistinliler sıklıkla kendilerini ya doğrudan ya da dolaylı olarak Arap ülkelerindeki düşmanlıkların ortasında buluveriyorlar. Ve ateş onlara ulaştığı zaman da, bugün Irak'ta olduğu gibi yardım çığlıkları atıyorlar.

Suriye'de, Şam yakınındaki Yarmuk Filistin mülteci kampının bir kısmının, savaşta zarar gördükten sonraki hali bir kısmı (Kaynak: RT video screenshot)

Ancak daha da enteresan olanı, uluslararası insan hakları örgütleri, medya ve Filistin Yönetimi'nin, arap ülkelerinde Filistinliler'e yönelik kötü muameleye karşı duyarsız kalmaları.

Filistin Yönetimi liderleri günlük faaliyetlerinin bir parçası olarak İsrail'e hakaret ederken, Arap dünyasındaki kendi halkını umarsamaya vakti yok. Filistin Yönetimi liderleri, geçen yıl Hamas'a açtığı savaş ve Batı Şeria'daki yerleşimlerin inşası devam ettiği için İsrail'e karşı Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde "savaş suçlarıyla" dava açmak istediğini söylüyor.

Ancak Irak, Suriye ve Lübnan gibi Arap ülkelerinde Filistinliler'in etnik temizliğe ve işkenceye maruz kalmasına gelince Filistin Yönetimi liderleri başını başka tarafa çevirmeyi tercih ediyor.

Benzer şekilde, uluslararası medya da pek çok farklı Arap ülkesinde yaşayan onbinlerce Filistinli'yi unutmuş görünüyor. Batılı gazetecilerin bildiği ve umursadığı tek Filistinliler, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde yaşayanlar.

Uluslararası basın Arap dünyasındaki Filistinliler'i umursamıyor çünkü İsrail'i suçlayabilecekleri bir haber çıkmayacak. Bir Arap'ın başka bir Arap'ı öldürmesi, işkenceden geçirmesi, ABD, Kanada veya İngiltere'deki büyük bir gazetede yayınlanmaya değer bir malzeme değil. Ancak Batı Şeria'daki bir Filistinli, İsrail makamları ya da Yahudi yerleşimciler hakkında şikayet edecek olsa, pek çok Batılı gazeteci, bu "büyük gelişmeyi" takip etmek üzere olay yerine koşturmakta zaman kaybetmiyor.

Irak'taki Filistinliler'in etnik temizliği, Arap dünyasında garip bir kavram değil. Son birkaç yılda onbinlerce Filistinli Suriye'den kaçtı. Çoğu, Filistinli mültecilerin kabul görmediğini hissettirmek için elinden geleni yapan yönetimlerin bulunduğu Lübnan, ve Ürdün'e gitti. Filistinli aktivistler önümüzdeki birkaç yıl içinde Irak veya Suriye'de hiç Filistinli kalmayacağını tahmin ediyor.

BM ve diğer uluslararası kuruluşlar açıkça, Arap dünyasında Filistinliler'e yapılan etnik temizliği hiç duymamış. Onlar da İsrail'e o kadar takılmış durumda ki, Arap rejimleri altında Filistinliler'in çektiği acıları duymamayı tercih ediyorlar.

Arap ülkeleri Filistinliler'i hor görmekle kalmıyor, aynı zamanda sadece İsrail'in problemi olmalarını da istiyorlar. Bu yüzden 1948'den bu yana Arap hükümetleri, Filistinliler'in kendi topraklarında kalıcı olarak yerleşmesine ve eşit vatandaşlar olmasına izin vermiyor. Şimdi bu arap ülkeleri Filistinliler'e sadece temel hakları vermemekle kalmıyor, aynı zamanda onları öldürüp işkenceden geçiriyor ve etnik temizliğe tabi tutuyor. Ve bütün bunlar dünya liderleri, hükümetleri kafalarını kuma gömüp, suçlayan parmağını İsrail'e uzatmayı sürdürürken oluyor.

Son Makaleleri
e-posta ile gelişmeleri öğren: üye ol gatestone institute'un ücretsiz e-posta listesiyle.

tr